Spinoza sıklıkla panteist olarak nitelenir ama kendisi kaba/materyalist bir özdeşleştirmeyi açıkça reddeder; görüşü daha nüanslıdır ve birçok yorumcu tarafından panteizme (her şey Tanrı'dadır ancak Tanrı sadece evren değildir) daha yakın bulunur. Spinoza'nın Ethica'sında ünlü formül "Deus sive Natura" (Tanrı ya da Doğa) geçer. Tanrı'yı tek, sonsuz, zorunlu töz (substance) olarak tanımlar; her şey bu tözün kipi (modus) veya niteliğidir. Tanrı aşkın (transcendent) bir yaratıcı değil içkin (immanent) nedendir: her şey Tanrı'dadır ve Tanrı'da hareket eder. Bunu açıkça belirtir: "Tanrı'nın tüm şeylerin içkin nedeni olduğunu, geçici (transient) nedeni olmadığını savunuyorum. Her şeyin Tanrı'da olduğunu ve Tanrı'da hareket ettiğini, Pavlus'la birlikte onaylıyorum." Henry Oldenburg'a 73. Mektup, 1 Aralık 1675, Lahey
Spinoza, Tanrı'yı sadece maddi doğayla bir tutanlar "tamamen yanılıyorlar" da der. (73. Mektup)
Ancak Natura naturans (doğuran Doğa / aktif töz, Tanrı'nın kendisi) ile Natura naturata (doğurulmuş Doğa / kipler, üretilmiş dünya) arasında ayrım yapar. Tanrı sadece bildiğimiz iki nitelik (düşünce ve uzam) ve sonlu dünyayla sınırlı değildir; sonsuz nitelikleri vardır. Kendinin bu konudaki doğrudan sözü şudur (yine Oldenburg'a 73. Mektup):
"Bazıları Tanrı ile Doğa’nın (bununla belirli bir kütle ya da cismani maddeyi anlıyorlar) bir ve aynı olduğu varsayımına dayandığını düşünmesi, tamamen yanlıştır." Ayrıca bkz. Tractatus Theologico-Politicus
Spinoza, Tanrı'yı sadece maddi evren/kütle ile özdeşleştiren sığ bir panteizmi reddeder. Tanrı doğadır ama "doğa" derken kaba maddeyi değil, sonsuz tözü kasteder. Her şey Tanrı'dadır der fakat Tanrı'yı sonlu şeylerin toplamına indirgenmez. Spinoza, Tanrı ile cismani doğanın basit özdeşliğini reddeder; içkin monizm + "her şey Tanrı'da" anlayışı panteizme daha yakındır. Panteizm terimi Spinoza'dan sonra icat edilmiş bir kelimedir, o bu etiketi kullanmaz. Spinoza görüşü indirgemeci-naturalist bir monizmdir lakin geleneksel dinsel panteizmden epey farklıdır
Not: "Pavlus'la birlikte onaylıyorum" sözünü açalım. Pavlus, Yeni Ahit'teki Elçi Pavlus'tur (St. Paul / Apostol Pavlus) Pavlus'un ünlü bir sözü vardır (Elçilerin İşleri 17:28): Çünkü O'nda yaşıyor, hareket ediyor ve var oluyoruz. / Yunanca: en autōi gar zōmen kai kinoumetha kai esmen. Spinoza, kendi felsefesindeki temel iddiayı (Her şey Tanrı'dadır / Tanrı'da hareket eder) Pavlus'un bu ifadesiyle aynı hizaya koyar. Ben de Pavlus'un dediği gibi düşünüyorum, onunla hemfikirim, Pavlus'un sözünü destekliyorum / onaylıyorum anlamında kullanır. Burada Oldenburg'un katı bir Hristiyan, rijit bir imanlı olduğunu akılda tutmak gerekir. Spinoza, gelenekçileri ürkütmekten kaçındığı için kendi felsefesini bir anlamda Hristiyan azizlerinin ardına saklıyor, perdeliyor, aktüel baskılara karşı kamufle ediyor, diyebiliriz.
***
Teorik düşünce, kendini bir felsefe olarak değil, felsefeye aşkın, alternatif bir sıçramayla bir felsefe-olmayan, hatta bir anti-felsefe olarak sunduğunda diyalektik yolu açan bir önermenin fevkinde, zamanın akışını sekteye uğratan emrivaki bir bildirimde bulunacaktır. Oysa tarih bize defaatle göstermiştir ki öznellik imkanına cevaz veren eylemlerimizle kendilik fikirlerimiz, müstebdit olmayan birlikteliklerden doğar. Düşünürken yaratılan kelimeler, yoktan var edilen sözcükler vardır. Dağarcığımız zengindir. İstibdattan uzak yakınlıklar muson yağmurlarıdır. Akışkan düşünce imtiyazlı ortaklıklarla saçak altlarında değil hakim söylemden, beşeri söylencelerden mümkün mertebe dışarıda kalınan durumlarda, sağnak saldırının yarattığı huzursuz iklimlerde geliştirilebilir.
***