Bu Blogda Ara

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Günlük / Temmuz 2015

 Rengi için kahveye borumuz mu var? Önce düşünüp sonra keşfettiği için Amerika'ya her ayak basan Kolomb'a para mı ödemek zorundadır? Ya da adres sorulan gazete bayileri, topluma yol gösteren önderler, insanların morallerini yükselten şairler veya esprileriyle güldüren doğal şaklabanlar, ucuza giden palyaçolar ve diğerleri hepsine ödenecek bir ücret mi var? Liste uzar gider; mırıldandığımız şarkının bestecisi, önünden geçtiğimiz binanın mimarı, içine bindiğimiz uçağın tasarımcısı... Nerden çıktı dersenseniz, hayatı gasbedenlerin bitmez/tükenmez şeytanlıklarından. Levinas öyle diyor; 'Şeytani olan akıldır. İstediği yere sızar. Onu tanımak için entelektüel bir çaba sarfetmek gerekir. Kim bununla övünebilir?.. '


Dava, solda resmi olan ayakabının topuk kısmında görülen kırmızı boya ile ilgili açılmış; konu Fikri Mülkiyete giriyor. Fransız ayakabı markası Chiristian Louboutin, modacı Yves Saint Laurent'i ayakabıların tabanında kendi kırmızı tonunu kullandığı için mahkemeye verdi. Renkleri modacılar, hastalıkları ilaç sanayi, kelimeleri edebiyaçılar, imgeleri şairler paylaşıyor. Yer adları, coğrafi işaretler, tarihsel yemekler ve diğerleri.. 
Dünyanın zenginliğiyle birlikte fikrin mülkiyeti de önce davranan kişilerin ve kurumların tekeli altına alınıyor... Horheimer, Akıl Tutulması' kitabı'nın 'Doğanın Başkaldırması' bölümünde şöyle söyler: 'Gerçekten de bu iş dünyası kardeşliğinin katılım/üyelik ücreti ve aylık aidat ödentileri o kadar yüksektir ki yeni gelen biri eğer küçük ise daha başlamadan yenik düşmektedir..'.. İnsanlar patronların diyalogundaki patenti alınmış muktedir'in dilinin satır aralarını iyi okumalıdırlar ; ne ki iş'i ve her renkten envaiçeşit işe yaramaz ideolojileri de temin eden, umudu oluşturan, şehirlerde gittikçe daha büyük koloniler halinde insan topluluklarını ötekileştirerek yaşatan da bu çarpık alış/veriş düzenidir.. Patentlerin gayri-meşru ilişkisi birbirine benzer amaçlarla bezenmiş sakil ürünlerin hiyerarşisi, markaya dayalı bir aristokrat kast yaratmıştır.. "ABD pazarında deneyimli olmayan Türk şirketinin tasarlanan konsepti güvenilir bir şekilde icra edip edemeyeceği yönünde endişeleri dile getiren bir değerlendirmenin ardından red kararı alındı" denildi ve Karsan elendi... Irkçılık kokan bir açıklamaydı. 
New York sarı taksi ihalesinde dışarıda kalan Türk markasının elenme nedeni, monopollerin/tröstlerin periferiye karşı şartlanması, ABD sermayesinin elinde mülkiyeti olan her şekil/biçimin benzerini ürettiğini zannettiği 3. dünya sanayine karşı tüketicinin iktidar tarafından bilenmiş önyargısıdır..