Türk Modern Sanatının 50 Yıllık Belleği
Yahşi Baraz’ın adını ilk defa 1978'de yayıma başlayan rahmetli Hamit Kınaytürk'ün Sanat Çevresi dergisinin arka kapağında "Aşağıda adları yazılı ressamların eserleri satın alınacaktır" başlıklı ilanda gördüm. Dediğine göre edilgen olarak beklememiş "İkinci sınıf hamur kâğıdına basılı bildirileri galerinin kuruluşunu müteakip Nişantaşı, Moda, Levent gibi semtlerde apartmanların kapı altlarından atarak" şahsen dağıtmıştır. Baraz Galeri'nin açılış tarihi 1975'tir. O dönemde plastik sanatlar, DGSA hegemonyasındadır. Yüksel Arslan, Burhan Doğançay, Ömer Uluç, Cihat Burak, Aliye Berger gibi istisnalar olsa da resim sanatına akademik disiplinin haricinde katılanlar azdır; perfeksiyonunu kapalı bir çember içinde tamamlayan hiyeraşik düzen dışarıdan kimsenin fasit daireyi yarmasına izin vermemiştir. Bilgi, paket bir programdır. Bilinç varlığın değil toplumsal varlığın bilincidir; dolayısıyla ideolojik formasyonlar bireylerin ve kolektif öznelerin gerçekliği algılama, yorumlama ve hakikat rejimleri üretme biçimlerini önceden yapılandırır. Ülkede sermaye birikimine eş kültür birikiminin koşulları yoktur. Yaban bir alanda budama girişiminde bulunan Yahşi'nin teşvikten öte itelemeleriyle sanatın piyasallaşmasının, tuvalin meta endüstrisinin bir değeri olmasının takas işlemi gerçekleşir. Bazen bir şey her şeyin nedeni bazen de her şey bir şeyin sebebidir. Sanat ve estetiğin bir sınıf pratiğinin ürünü olarak göreceli bir konum işgal etmesi bireysel zekaların parlaklığı ile orantılıdır. Ne parçadan yola çıkarak bütün görülebilir ne de bütün parçalanarak dünya anlaşılabilir. Yahşi Baraz, Sezar'ın doğum prosedürünü uygulayan bir sağlıkçı, artı değeri cevhere dönüştüren bir ekonomist, cevheri toprağın derinliklerinden günışığına çıkaran bir mühendistir. Hakikat, her tarihsel anda maddi çıkarlar, güç ilişkileri ve ideolojik bilinç formları tarafından koşullandırılmış göreli mücadele alanı içinde inşa olur. İlişkileriyle cemiyetleşir, görüş farklılıklarıyla komünite oluşturur. Bu bağlam sanatçıların zamandaki tezahürlerinde birbirlerini doğuran adımları hazırlayan ve hegemonik kısırdöngüyü parçalayan iklim için de geçerlidir. Sorun, resim sanatında farklı davranışları, üslupla renklendirilen bildirgeleri ortak bir paydada toplamak değil farkı yaratan şartları, etkileri ve onun gibi oyun kurucuların öznel katkılarını analiz edebilmektir. Diyalektik, birbirini tetikleyen nedeni; materyalizm ise toplumun temel hareket yasalarını, gerçekliğin içsel çelişkilerini ve dinamiklerini açıklar. Paradigma var olan her şeyin maddi temele dayandığını, bilinç ve düşüncenin ise maddi süreçlerin bir ürünü ve yansıması olduğunu savunur; ideali önceleyen her türlü felsefeye karşı, maddeyi birincil ve belirleyici unsur olarak konumlandırır. Hollanda'nın Altın Çağı nasıl burjuvazinin doğumunun eseriyse ülkemizde plastik sanatlar da bilgibilimsel (epistemolojik) olarak zenginliğin, gelişmenin ve kültürelazmin doğal merhalesidir. Lakin yaşama alanlarını rafine kılan bilinç, burjuvazinin doğal seçiminden ziyade alanında ehil olan uzmanlarca dışarıdan aktarılır. Sanatın yazgısını belirleyenler hamiler, tecimerlerdir; ürünün özsuyunu değirmene taşıyan onlardır ve sanatın gücü tam da bu gri alanlarda filizlenir. Dilin kendi küçük, yarattığı ve değiştirdiği dünya büyüktür. İkna sürecinde Baraz'ın anlattığı renkli hikayelerde öne çıkan finansal boyut, gelişmenin kaynağının nesnelerin ve süreçlerin kendi içlerinde taşıdıkları zıtlıklar (çelişkiler) olduğunu, bu zıtlıkların mücadele ve birliğinin niceliksel birikimlerin niteliksel sıçramalara dönüşmesiyle yeni oluşumları doğurduğunu gösterir. Değil mi ki katı olan her şey buharlaşıyor kutsal olan her şey dünyevileşiyor insan en sonunda kendi gerçek yaşam koşulları ve diğer insan ilişkileriyle yüzleşmek zorunda kalıyor; öyleyse gösterinin bir yüzü sanat diğer sureti, alâkanın ve itibarın ölçüsü koleksiyonerliktir. Hayat, sahi değildir; gerçeğin gerçek olabilmesi için sizin de adım atmanız gerekir; doğru kurgulanmak hakikatin talebidir. Sonuç itibariyle tarihsel ve doğal süreçler tesadüfi ya da dışsal iradelerle değil içsel zorunluluklarla ve sermayenin vesile olduğu toplumsal çelişkilerin çözülüşüyle ilerler; eski formların inkârı, daha yüksek bir düzeyde yeni formların kurulması anlamına gelir. Bu çerçevede toplumların tarihi de üretim araçları ile üretim ilişkileri arasındaki çelişkinin itici gücüyle bir toplumsal formasyondan diğerine doğru zincirleme bir gelişim gösterir. Latince "Aude aliquid dignum" aforizmasının anlamı Yahşi Baraz'ın inatçı pratiğinin ve heybetli profilinin bir özetidir: "Değecekse cesaret et". Sonunda yenilgi bile olsa ideallerinin peşinden giden insan tüm olası sonuçları göze almıştır. Mârifet iltifata tâbidir, müşterisiz metâ zâyidir. Türk resmi bengi sıçramasını yaparken, -arzu ile hakikatın kurgusal, moral vd. kategorilerini bir kenara bırakırsak- Yahşi Baraz, zaten var olan sanat ile sermayeyi buluşturan, doğumunu gerçekleştiren tarihin ebesi rolündedir. Argümanlar öznel, insan ömrü çok kişiye dokunsa da şahsidir. Bugün adı çok bilinen ya da unutulan ancak 1980'lerde henüz ülkedeki galerilerde yer almayan Burhan Doğançay, David Hayon (Bubi), Ali Osman Gencer, Özkan Gencer, Hüseyin Ertunç vd. gibi inandığı başka çizerler de onun seçkisinde yer almıştır. 15 Nisan - 15 Mayıs 1987'de "Türk Resminde Modernleşme Süreci" sergisi dolayısıyla basılan katalogun Önsöz'ünde bir panorama çıkartır ve "sayıları 100'ü geçmeyen profesyonel ressamımıza yenilerinin eklenmesi ancak bu konuda gösterilecek duyarlılıkla mümkün olacaktır" der. Zaman geçer belge kalır ilkesiyle sergi kataloglarını, sanat kitaplarını galerisinin adıyla yayımlar. Örtülü ya da bariz destek verdiği süreli yayınlar, dergiler olmuştur. Plastik sanatlarda kanona taşıdığı yeni adlarla heretik bir kulvar açar. İzleyici, kendini aşan gösteriye mesafelidir; yeni adları literatüre ekleyen Yahşi Baraz'ın diğer galericilerden farkı ferasetiyle kalite ve kantiteyi; nitelikli ürün adetlerini yükseltmesidir, gayret eder. Safkan bir sanat misyoneridir. Türk resmine teorik ve pratik katkıları büyüktür.
Tarih onun adını aynı zaman diliminde karanlıklardan aydınlığa taşıdığı sanatçıların hizasında, hemen omuzbaşında yazacaktır. Küresel bir miras olarak Türk modern sanatının yarım asırlık hikâyesi, Yahşi Baraz'sız yazılamaz. Bu öykü sadece yerel bir çabanın özeti değil; küresel sanat koleksiyonerliğinin evrensel dinamikleriyle kesişen bir yolculuktur. Koleksiyonerlerin bireysel tutkuları, Baraz'ın sistematik arşivleme ve köprü kurma misyonu ve keşşaf disipliniyle birleşmiştir.
Bugün Yahşi Baraz, 50 yıldır aynı yerde, aynı tutkuyla, aynı dirençle duruyor. O bir galeri sahibi değil; Türk modern sanatının canlı ansiklopedisi, vicdanı, belleğidir. Onun sayesinde figüratiften soyuta rengarenk öznellikler Türkiye’de kök saldı, sergiler belgeye dönüştü, koleksiyonerler yetişti, nesiller etkinlikleri, eylemleriyle birbirlerini tanıdı. Ömrü bol olsun.
Emin Çetin Girgin