
Bedri'nin panelinde gene Fener Muhabbetine takıldık ilerleyemiyoruz. Bu defa konu Fenerbahçe Deniz Feneri Davası, Fener Rum Patrikhanesi sorunu filan değil; basbayağı yolu aydınlatacak fenere, yol haritasına, navigatöre ihtiyaç var. Üretimin yarattığı şavkın cerbezesinden uzakta, karanlıkta kaybettiğimiz yüzüğü başkalarının aydınlığında/ışığında, irfanında bulmaya çalışmanın zavallılığı içindeyiz.
Panel başladı;beş liralık dergiyi bir liraya düşürdüğünde altıbin dergi satmanın mutluluğunu, 70 milyonluk ülkede başarı öyküsü olarak anlatan yayımcının sözleri, dinleyicilerde buruk bir tat yarattı.
Bedri'ye örneklerini verdim. 'Meksika'da Orozko, Rivera, Squares'in yazılarını bugün okuyan var mı?' dedim. Doktor, hukukcu vd. ressamlar kategorileri var.
Psikolog Süleyman Velioğlu'nun ressamlarla oluşturduğu grubundan önce uzmanlık alanı geliyor akla mesela. Ama Zeki Kocamemi'nin çok iyi marangoz olmasına rağmen yakın çevresi dışında bu uğraşını kimse bilmez.
Türkiye'de değişim bence Derwall'le başladı. Fatih Terim, Mustafa Denizli Alman hoca tarafından yetiştirildi; peki Terim kimseyi yetiştirdi mi?' dedim.
Yalnız antrönörlük yapmıyor işin şovu da cabası, bunları Derwall öğretmedi,oyunu ustasından öğrenmek yetmemiş Terim'e; kişisel yetenekle vitrinde de tribünlere oynuyor. Hiç itirazım yok; işi kuralına göre götürüyor. Çağ gündemde kalma çağıdır.
Bedri'nin asistanları Tuba Kurtulmuş, Betsy, Ceyda zeki, sakin, disiplinli, çalışkanlar; aynı anda birkaç yerde olabilme gibi bir hünerleri var.
Yazar Ümit Gezgin, genç küratör Sevil Dolmacı, galericiler, koleksiyonerler tartışıyor, bir fikir bina etmenin mücadelesini veriyorlar.
Konu Fenerbahçe, Deniz Feneri Davası, Fener Rum Patrikhanesi sorunu filan değil; basbayağı yolu aydınlatacak fenere, yol haritasına, navigatöre ihtiyaç var. Üretimin yarattığı şavkın cerbezesinden uzakta, karanlıkta kaybettiğimiz yüzüğü başkalarının aydınlığında/ışığında, irfanında bulmaya çalışmanın zavallılığı içindeyiz.
Aydınlık ve bilgi olmadığı yerde gurular, falcılar, umut tacirleri ortada takla atmaya başlar. Yurt dışından uzmanlar, küratörler, eleştirmenler müzayedeciler ithal edilir; oyunun kurallarını iç piyasamızda onlar koyar, biz figuranlığa devam ederiz. Hatta iş öyle noktalara gelir ki, piyasa Le Monde, New York,Sotheby, Christie's yazarları, eksperleriyle manipüle edilir. Türk sanatı zengin ortadoğu pazarına bağlanır; folklorik, arkeolojik, oryantal sanatın ara yüzü olarak Doğançay'lar, Bedri'ler, Akyavaş'lar fragman olarak görüntüyü zenginleştirir.
Durum bu merkezde ama kimse hoşnut değil: Sanat yazarı, yayımcısı, sergi düzenleyicisi kadını, erkeği pırıl pırıl genç insanlar masanın başında düşünce üretmeye çalışıırken zorlanıyorlar belli ki.
Koleksiyoner inanç sahibi bir yere kadar adanmış da olsa, beklentisi olan girişimcidir. Öncelikleri tercihleri, enstürmanları, yöntem, birikimine uygun yönelimleri vardır. Ama hepsinden önce arzunun aritmetiğini çıkarır; ressamı gözünden tanıdığını iddia ederken hırsının sayısal değerlerinin görünür olmasını bekler. Sürekli kaybeden tarafta yer almak istemez. Alınterleri, emekleri, düşüncelerini, sınırlı bütçelerini Türkiye'nin sanatına/sanatçısına inanmış, zamanın bu dar fasit daire içine hapsetmekten çok büyük denizlerin yolcusu olma umudunu taşır. Bu insanların devlet tarafından görülememesinin, kitleler tarafından benimsenememesinin, yalnızlaştırılmalarının infiali kuvvetlidir.
Salonun arkasından kime, niye, niçin soruları peşi sıra geldikçe bu macunlaşan sıkıntı, konuşmacılara olduğu kadar izleyenlere de sirayet eden bedbinliğe neden oldu. Beş liralık dergiyi bir liraya düşürdüğünde 70 milyonluk ülkede başarıyı yakalamışcasına sevinen nikbin/heyecanlı girişimcinin hüzünlü öyküsü, dinleyicilerde buruk bir tat yarattı. Panelin başında ,yalnızca kişisel mücadelelerin kıstırılmışlığı görüntüsünü veren, düşünsel boyutu olmayan konuşmalara yabancı kaldık. Anlatılan hikaye benim hikayem değil kültür endüstrisi fırsatçılarının kampanya umudu, lodosçularının fırsat beklentisi diye baktık.
Kelimelerin oluşturduğu karşıtlıklar, kaosun döngüsü hızlandırdı. Araya giren izleyicilerle tartışmanın tansiyonu yükseldi.
Sonra olayın jeopolitik süreç ve kımıldayan coğrafyanın hareketliliği, ekonomik ilişkilerin getirileriyle ilişkilendirilmesi, konunun diyalektik süreklilik bağlamında değerlendirilmesi ufukta görünmeye başladı.
Konuşan insanların heyecanıyla katılımcıların, sanatçıların sosyal sorumlulukları, bireyselin toplumsal yazgıya dönüşen öyküsü hatıra geldi ki orada durduk, bir kere daha düşündük.
Buradaki ince çizgi şu; öyküyü tersten okuyunca, toplumsal kavganın çok da kolaylıkla bireyselleşebileceğini, bir tarafıyla da kâr/zarar /kişisel menfaate dönüşebilecek egonun ana kurguyu oluşturduğunu unutmamak gerekiyor..
Lakin, mücadelenin yalnızca dar çıkarlar, kese/borsa/piyasa, pazar meselesi değil, Türkiye'nin geleceğinin yaratılma sürecinde sanatın 'olma/oluşturulma, takdimi kavgası, yani ulusal diklenme, tavır koyma mücadelesinin bir parçası olduğunu kavrıyoruz.
Değeri yaratanla, değeri artı değer haline getiren, dolaşıma sokan, ulus'un zenginliğini, dünyanın kültür zenginliğine rampalayan insanların militanca mücadelesi olarak değerlendirdiğimizde farklı bir pano, mazlum/mağdurun kadrajından görünen dünyanın fotografındaki rollerin dağılımına müdahale/karşı duruş,'dur' deme isteği/iradesiyle dünya sanat tarihini yazan kalpazanlara/ istilacı hegomonyacılara karşı öfkeyi yoldaş kılıp, karşı cepheleşme gereği ortaya çıkıyor ki, bu durumda ezberi olana 'önce halavet/selavat getir, sonra söze gir' demek gerekiyor. Bu konuda tabii ki, daha sonra söyleyeceklerimiz olacak.
MoMa 65 bin eserlik dev koleksiyonu erişime açtı!
New York'ta bulunan dünyadaki en önemli sanat müzelerinden MoMA, yaklaşık 65 bin eserin yer aldığı devasa koleksiyonunu dijital ortamda erişime açtı.
1929’da New York’ta açılan MoMA – Museum of Modern Art koleksiyonunu dijital ortamda erişime açtı. Batı modern sanatının en köklü koleksiyonlarından birine sahip olan müzenin bu haberi birçok sanatseveri heyecanlandıracak gibi duruyor. Müze 65.000 eseri kapsayan arşiviyle eserlerin yüksek çözünürlüklü versiyonlarını inceleme imkanı sunuyor. Koleksiyonunda Jackson Pollock, Cindy Sherman, Jean-Michel Basquiat, Jasper Johns, Edward Hopper, Andy Warhol, Chuck Close, Georgia O'Keefe ve Ralph Bakshi gibi ünlü sanatçıların çalışmaları da bulunuyor.
https://www.moma.org/collection/about?locale=en
https://www.moma.org/collection/
Yaşasın sanat pazarı devrimi! başlıklı yazısında Ayşegül Sönmez, 2 Kasım 2009 tarihli Radikal gazetesi'nde şu bilgileri veriyor; istatistik açısından yönlendiren bir kaynak olarak önemi var.
"Sadece geçen yıl 4.5 milyon müzayede satışı kaydı tutan Artprice’ın raporuna göre 1998’den 2009’a çağdaş sanat müzayede satışlarında yüzde 620’lik bir büyüme gözlenmiş. Geçen yıl Damien Hirst sadece İngiltere’de 134.7 milyon avroluk satış yapmış
Artprice adlı kuruluşun çağdaş sanat pazarı devrimi başlıklı raporunun yer aldığı kitapçık, FIAC’ta özel olarak dağıtıldı. Artprice adlı özel bir şirketin düzenlediği rapor, çağdaş sanat pazarının son bir yılda ne ivme kazandığını bol rakamlı ve grafikli bir şekilde FIAC ziyaretçilerine anlatıyordu.
Artprice şirketinden bahsetmekte fayda var. Şirket adeta bir bilim kurgu romanı üssü gibi son derece kült bir ofise ve her gün dünyadan milyonlarca koleksiyonere ulaşabilen bir networke sahip. Kurucusu heykeltraş ve dededen koleksiyoner Server Group üyesi Thierry Ehrman. 1987 yılında Fransa’da kurulan Server Group, internetin her anlamda 21. yüzyılı değiştirdiğine inanıyor. Ehrman, dededen ona geçen koleksiyon mirasının da verdiği birikimle, dünyanın bütün koleksiyonerlerine fayda sağlayabilecek, sanatçılara ait biyografi, ekonometri departmanlarının bulunduğu her an özel bir hattan 5 dilde hizmet veren operatörlerin 40’tan fazla insanın çalıştığı bir çağdaş sanat piyasası üssü kurmuş. 50 milyon avroluk bu yatırımın en büyük amacı, sanat piyasasına ilişkin en doğru bilgiyi edinmenizi sağlamak. 19. yüzyılın koleksiyoner kitaplarından bugüne dünyanın dört bir yanından bu anlamda bilgiyi karşılaştırmalı olarak Artprice ağında devreye sokarak kendi deyişleriyle çağdaş sanat piyasası algoritması çıkartıyorlar. Dünyadaki en geniş database’e (veri bilgisi) sahip bu altyapıda sanatçıların biyografileri, monografileri özenle toplanıp arşivleniyor. Müze ve galerilerin dışında kaydı toplanılan müzayede satışı sayısı 4,5 milyon. Toplam 4,5 milyon müzayedeevi satışı kaydı, ekonometri departmanında tamamen kendilerinin geliştirdiği karşılaştırmalı metodlarla şemalar halinde analiz ediliyor. Artprice çalışanlarına göre sanat piyasası çok akışkan ve çoğalan bir reaktiviteye sahip. Dolayısıyla pazarda bir bilgi asimetrisi söz konusu. Bu bilgi asimetrisiyle savaşmak da Artprice’ın hedefi. En objektif, karşılaştırılmış neticeyi, grafiği edinme çabası bunun bir sonucu. Arprice’in toplam 2900 müzayedeevi, çeşitli müze, modern, çağdaş ve ultra çağdaş sanat galerileriyle bağlantılı olarak yaptığı 2009 yıllık raporu sonuçlarına gelince.
Milyonluk satışlara gelince:
Rapora göre çağdaş sanat (Artprice çağdaş sanatı 1945’ten sonra doğan sanatçıların sanatı olarak tanımlıyor) 2007 ve 2008 yılları arasında yaşanan ekonomik travmaya büyük bir direnç gösteriyor. Sadece 1998’den 2009’a çağdaş sanat müzayede satışlarında yüzde 620’lik bir büyüme gözlenmiş. Spekülatif büyüme Ocak 2008’de tavan yapıyor. Ne var ki sonra düşüş başlıyor. 2008 Ekim’de müzayede evleri Hong Kong’dan Dubai ve Singapur’a kriz sinyalleri vermeye başlıyor. 2008 /2009 satışlarına gelince... Yapılan satışların yüzde 69’u 5 bin, yüzde 1’i ise 500 bin avroluk rakama sahip. Gerhard Richter’in 10 milyon avro, Jean-Michel Basquiat’nın 19 milyon dolarlık Christie’s, Yves Klein’ın 19 milyon dolarlık Sotheby’s satışı geçtiğimiz yılın nadir bol rakamlı satışları...
Listebaşı İngiltere:
Geçtiğimiz yılın satış rekorlarından oluşan listenin başını, ilk iki sırasını Damien Hirst, kristal kafatasıyla 9 milyon 200 bin sterlinle çekiyor. Bu listede altıncı sırada 3 milyon 770 bin sterlinlik satışıyla Richard Prince’in denizaşırı hemşireleri bulunuyor. En çok müzayede satışı yapan ülkeler haritasında Çin 95 milyon, Japonya 6 milyon, Güney Kore 8 milyon, Taiwan 13 milyon, Singapur 8 milyon, İngiltere 261 milyon, Almanya 5 milyon, İtalya 9 milyon, Fransa 18 milyon, Amerika 123 milyon avroyla yerlerini alıyorlar. Raporda sanat pazarı coğrafyası adlı bölüm, ekonomik büyümeyle birlikte Rusya, Hindistan ve Çin’in jeo-politik olarak sanatı nasıl dönüştürdüğüne ve bunun pazarı nasıl etkilediğini anlatarak örnek olarak Venedik Bienali’nin 2007 yılında Afrika, Orta Asya ve Doğu Avrupa, 2009 yılında da Birleşik Arap Emirlikleri pavyonlarını tahsis edişini gösteriyor. Sanat coğrafyası bölümünde İngiltere’de, Damien Hirst 134.7 milyon, Peter Doig 12.2 milyon, Antony Gormley 4.7 milyon avroluk satışla birinci pazara sahip. Onu ABD takip ediyor. Basquiat, Richard Prince ve Jeff Koons, Amerikan pazarının en çok satış yapan isimleriyse şöyle: Çin’de Zeng Fanzhi 11 milyon, Zhang Xiaogang 10 milyon, Chen Yieferi 6.6 milyon avroluk satış yapan sanatçılar. Japonya’da Murakami 8,1 milyon, Yoshimoto Nara 2.3 milyon, Sugimoto 1.7 milyon avroluk satışla rekoru elinde tutuyorlar. Coğrafyada Hindistan, 1999’dan 2009’a büyük bir büyümenin yaşandığı yeni bir pazar olarak görünüyor. Anish Kapoor’un pazardaki geçtiğimiz yıl yaptığı satış toplamı 6.8 milyon avro. Almanya’dan Anselm Kiefer ve Andreas Gursky’nin iki katı daha fazla. Endonezya da yeni küresel sanat pazarının yükselen ülkelerinden. Çin, Singapur ve Taiwan’dan sonra elbette.
Ortadoğu’ya gelince raporda 1998’den 2009’a Ortadoğu çağdaş sanat piyasasının en görkemleri günlerini 2002’de yaşadığı gözlemlenmiş. Rashid Rana, Farhat Moshiri, bir milyon avronun üzerinde yaptıkları satışlarla bölgenin yıldız isimleri. Onları 430 bin avroyla Şirin Nezhat takip ediyor. Güney Kore’de ise geçtiğimiz 2008 yılında inanılmaz bir artış yaşanmış. Dong-Yoo Kim 706 bin, Hyung-Koo Kang 533 bin, Hwan-Kwon Yi 354 bin avroyla pazarın rekor satış yapan isimleri. Henüz coğrafyada Türkiye’nin yeri yok. Ama raporda Sotheby’s’in Türkiye’de ofis açmasının ekonomik krizle birlikte şekillenen, Asya’nın da söz sahibi olduğu bir çağdaş sanat piyasası haritasının neticesi olduğundan bahsediliyor."
.